Sitem
- Mehmet ERKORKMAZ
- 8 Tem 2025
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 13 Tem 2025
SİTEM
Günler geçiyor ama tutukluluk günlerimiz bitmiyordu. Günler geçtikçe, hakkımızda yazılan haber ve yorumlar azalmış, gazete sayfalarında bile haber değeri taşımaz olmuştuk. Yandaş medya bile bize saldırmayı bırakır gibi olmuştu, istediklerini almışlardı, yüzlerce hayatını ülkesine adayan insan, birkaç polis, savcı ve hâkim eliyle çürümeye terk edilmiştik.
İnsan böyle karamsar zamanlarında eski günlere yolculuklarını sıklaştırıyor, çocukluğuna dönüyor, geçmişin muhasebesini yapıyor. Kuleli Askeri Lisesi’ne girdiğim 14 yaşım gelirdi aklıma en çok, evimden ve ailemden kopup hiç bilmediğim İstanbul’a gelişim. Annem ve Ablam beni İstanbul’a getirmiş, okula teslim ettikten sonra tekrar Ankara’ya dönmüşlerdi. Başımızda erkek olmadığı için halamın oğlu bize refakat etmişti. Kendi karşılaştığım yeni durumu çok fazla önemsememiştim ama Annem ve Ablamı düşünmeden edemiyordum. Babam bir sene önce rahmetli olmuş, hemen arkasından futbolcu olan ağabeyim 17 yaşında Gaziantep Spor Kulübüne transfer olmuştu. Babam, Ağabeyim ve ben sıcak yuvamızı terk etmiştik, tekrar eskisi gibi olamayacaktık. Bu duyguların bana verdiği acının onlarca katının Anneme yüklendiğinin de farkındaydım, geçim derdiyle boğuşurken bir de hasret yükünü çekiyordu.
Askeri Okul kolay değildi, ceza da aldık, dayak da yedik sınıf subaylarımızdan, dayanamayıp ayrılanlar oldu, bense aklımdan bile geçiremezdim böyle bir şeyi. İşin maddi külfeti bir yana, bana harçlık yollamak için başkalarına örgü ören Annemi eşe dosta rezil edemezdim. Askeri Okul ve Devletimizin bana sunduğu imkânlar benim için bir nimetti, hiçbir zorluğa aldırmadan okulu bitirmeli, ailemin gururu olmalıydım.
Askeri Lise bittiğinde bir seçeneğim vardı; Hava Harp Okulu ya da Kara Harp Okulu. Kara Harp Okulu Ankara’daydı, yani evimin olduğu yerde, artık hafta sonları evci çıkabilecek, annemin yemeklerini yiyebilecek, çamaşırlarımı yıkanması için eve götürebilecektim. Diğer yanda ise üniformasının rengine hayran olduğum Hava Harp Okulu. Benim de istikbalimin göklerde olduğuna karar verdim. Ancak Hava Harp Okuluna başvurabilmem için Annemin resmi onayı gerekiyordu, akrabalarımızın aksi görüşlerine rağmen beni kırmayacaktı annem.
Sonra pilot oluşum, nasıl da zor aşamalardan geçmiştik, 160 kişi olan devremizden sadece 40 kişi pilot olabilmişti ve ben de o mutlu kişilerden biriydim. Ailemin yüzünü kara çıkarmamıştım, İzmir’de uçuş okulu mezuniyet töreninde Ailemin, benim ve sonradan eşim olacak kız arkadaşımın yüzünde gurur vardı.
SİTEM
Çocuktum sana gelmedim mi, ellerinde boy vermedim mi?
Gençliğimden vazgeçmedim mi niye beni terk ettin sen?
Aslı gibi Kerem gibi canımdan çok sevmedim mi?
Her taşını kutsal bilip her damlana ölmedim mi?
Göklerinde kartalındım, dağlarında aslanındım
Denizlerinde hep ben vardım
Bir karşılık beklemedim, dünya malı istemedim
Bana zulmü hak görme yeter
Dondum soğuk gecelerde sen hiç bilmedin
Yandım sinsi pusularda sen hissetmedin
Öldüm hançer yüreğimde yine görmedin
Öldüm hançer ellerinde yine görmedin
Dağda yılanın başını bilmesen de ezen bendim
Sen uyurken geceleri sınırlarda gezen bendim
Dere olup çağladığın köpük köpük deniz bendim
Derde düşüp ağladığın yaslandığın omuz bendim
Beni vuran sana yar olmaz, kaçar gider ismin anmaz
Sen kendinden vazgeçme yeter
Tek başına kaldığında, kanadın kırıldığında
Beni soracaksın bil yeter
Yanında bulacaksın bil yeter
Mehmet ERKORKMAZ, Hadımköy, 31 Ağustos 2013


Yorumlar